Var-Yok

Var means “there is , there are, to have, to exist”. It is mostly used in the third person but can also take all the other personal endings.

Caddede arabalar ve otobüsler var.

There are cars and buses in the street.Duvarda iki resim ve iki harita var.

There are two pıctures and two maps on the wall.Masanın üstünde beş kitap var.

There are five books on the table.Evde bir televizyon ve bir yatak var.

There are a television and a bed ın the house.Bahçede ağaçlar var.

There are trees in the garden.

Wıth the first person and second person suffixes, it means “being included in something”

Partide varım.

İ am included ın the party.Yemekte varsınız.

You are included in the dinner.Düşünüyorum öyleyse varım.

“I think, therefore I exist” – (Rene Descartes)

İf it is used with dative case “var” means arrive

Partiye varım
I arrive at party
Okula vardı
He arrived at school.

“Var” is also expresses possession

Benim bir evim var.
İ have got a house.
Erkek kardeşi var.
He has got a brother.
Babamın arabası var.
My father has got a car.

Benim -im var i have -im yok i don’t have
Senin -in var you have -in yok you don’t have
Onun -i var he /she/it has -i yok he/she /it doesn’t have
Bizim -imiz var we have -imiz yok we don’t have
Sizin -iniz  var you have -iniz yok you don’t have
Onların -leri var they have -leri yok they don’t have

Hiç zamanım yok.

I don’t have any time.Onun çok büyük bir evi var.

He has a very big house.Senin kaç pantolonun var?

How many (pairs of) trousers do you have?Yorgos’un evi yok.

George hasn’t got a house.

The question marker “mi” is placed after “var” to form questions

Okulda öğretmen var mı?

İs there a teacher in the school?Dolapta kırmızı bir gömlek var mı?

İs there a red shirt in the wardrobe?Sende para var mı?

Do you have money?Sizde çakmak var mı?

Do you have a lighter?

With interrogatıves

Telefonda kim var?

Who is on the phone?Masada ne var?

What ‘s on the table?Yemekte ne var?

What’s for dinner/meal?

“Yok” means” there isn’t , there aren’t”. It expresses the absence of something, that it does not exist.

Tabakta yemek yok.

There is no food in the plateDolapta gömlek yok.

There isn’t a shirt in tha wardrobe.Yerde çanta yok.

There isn’t a bag on the floor.Duvarda resim yok.

There isn’t a picture on the wall.Odada bilgisayar var mı?

Is there a computer in the room?Hayır, yok

No, there isn’t.O gün paramız yoktu.

We had no money that day.Bazıları evde yoktu.

Some of them weren’t at home.Bende bilet yok.

I haven’t got a ticket.Ekmek yok mu?

Isn’t there any bread?Bardakta hiç su yok mu?

İsn’t there any water in the glass?Yanınızda hiç para yok mu?

Don’t you have any money with you?Soğuk meşrubat yok.

There aren’t any cold beveragesTelevizyonda iyi bir film yok.

There isn’t a good film on TV.Bugün okulda yokuz!

We are not at school today.Orada hiç okul yok.

There aren’t any schools there.Bardakta hiç çay yok.

There isn’t any tea in the glass.Evde hiç kimse yok.

There isn’t anybody in the house.

“Υοκ” is also means “NO”

Hasta mısın?

Are you ill?Yok.

No.Bana kızdın mı?

Are you angry wıth me?Yok.

No.Bir şeyler yemek ister misin?

Do you want to eat something?Yok. Sağol aç değilim.( Hayır sağol)

No, thank you i’m not hungryBu güzel mi?

Is this nice?Yok güzel değil.

No, it isn’t nice.

Varsa-Yoksa (if there is / if there isn’t)

Eğer yeterli deliller varsa onu tutuklayabiliriz.

İf there is enough evidence we can arrest him.Otobüs yoksa yürüyerek gidelim.

İf there isn’t a bus let’s go on foot.Taze balık varsa bir kilo alacağım, yoksa yarım kilo kalamar verin.

İf there is fresh fish i will buy, if there isn’t give me half kilo of calamary.

Vardı-Yoktu, Varmış-Yokmuş (there was, there wasn’t)

Eskiden burada bir bina bile yoktu her yerde ağaçlar vardı.

İn the past there wasn’t a building at this place. There were trees everywhere. Az önce burada bir adam vardı.Nereye gitti?

There was a man here before.Where did he go?Eskiden burada hiç apartman yokmuş, her yer tarlaymış.

In the past there weren’t here apartments, everywhere was field.Bir varmış bir yokmuş büyük bir ülke varmış

Once upon a time there was a big country.

İn some cases yok replaces değil with the meaning “is not here”

Çantam da burada da yok nereye koydun?(burada da değil)

My bag isn’t here too. Where did you place it?Çocuklar okulda yok.Belki evdedirler.

The children aren’t at school. Maybe they are at home.

vardım var mıydım? yoktum yok muydum?
vardın var mıydın? yoktun yok muydun?
vardı var mıydı? yok yok muydu?
vardık var mıydık? yoktuk yok muyduk?
vardınız var mıydınız? yoktunuz yok muydunuz?
vardılar var mıydılar? yoktular yok muydular?

Some more examples

Otelde boş oda var mı?

İyi ki sen varsın!

Köyde iki eczane var.

Onunla hiç bir ilgim yok.

Neredesin? Kaç gündür ortalıkta yoksun.

İçeride ışık yok mu?

Sende anahtar yok mu?

Leave a Reply